saglik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
saglik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6.12.2008

sen mutlu herkes mutlu


Mutluluk denen şey elle tutulur,parayla alınır,birinden borç olarak istenir birşey olmadığı için herkes kendi mutluluğunu kendi elde etmeye çalışır.Ama kimse tam olarak istediğine kavuşamaz.En yakınınızdaki birine bir derdinmi var diye sorsanız herhalde o sohbetin sonu gelmez.Ama insanların mutluluğu etrafındaki kişilere bağlıdır.Çünkü mutluluk bulaşıcı bir hastalıktır.Sabah iş ya da okul çevrenize bir bakın.Etrafınızdaki insanlara pozitif bir etki verdiğinizde onlar da bundan etkilenerek kendilerini zorlayacak ve size aynı oranda tepki verecektir.Akşam evinize gittiniz ve komşu en olmadık zamanda size sorun çıkardı.sizin o an için en büyük derdiniz o olacaktır,ya da işyerinde patronunuzdan fırça yediniz,belki de okul da öğretmeninizden.Bunlar sizin düşünce sisteminizi günlük olarak ayarlayıp bakış açınızı etkileyecektir.Bu  da mutsuz bir gün sonucunu doğurur.Mutsuz gün sağlıksız düşünen beyninize yanlış kararlar aldıracak ve sizin daha da mutsuz olmanıza sebep olacak.
Kendimizi bulunduğumuz çevreden izole ederek yaşayamayacağımıza göre bunlarla başa çıkmasını öğrenmeliyiz.Ailenizden başlayarak bir mutluluk çemberi oluşturun derim ben.Bunu da dışarıdaki dünyanıza entegre etmeyi başarırsanız ufacık şeylerden mutlu olmayı öğrendiğiniz gibi size sorun olduğunu düşündüğünüz sıkıntıları da dert etmediğinizi göreceksiniz.Acaba doğru mu düşünüyorum? 


30.11.2008

Mükemmel aşk yoktur

Mükemmel aşk diye bir şey yoktur,ama aşkın altın bölümleri vardır.Aşk hissi insan sağlığına oksijen kadar gereklidir.Ne kadar az sevgi barındırırsak içimizde ruh sağlığımız da o oranda riske girer.Bilimsel bir araştırmayla sevmeyen insanların depresyona daha eğilimli olduğu ortaya atılmış.O yüzden aşkın en iyi antidepresan olduğunu söylüyor uzmanlar ve sevmeyi beceremeyen,hep kendini düşünen bencil insanları sevilmeyen insan olarak tanımlıyor.Bu tip insanların da çekici olmak veya sevmek sevilmek gibi soyut kavramlarla ilgilenmediğini belirtiyor.Gerçekten de etrafınızdaki insanları gözden geçirdiğinizde maddiyata,somut kavramlara değer verenlerin içinde sevgi zerreciklerini barındırmadıklarını göreceksiniz.Halbuki yaşamı kolaylaştırmanın,sağlıklı düşünebilmenin,en temelinde nefes alabilmenin sevgiyle çok alakalı olduğunu bilmek ve uygulamak gerçek sevginin yok olmaya başladığı,insanların çıkarı olmadığı insanla dialoğa bile girmediği günümüzde ,bize o kadar gerekli ki.Hayatta hiçbirşey mükemmel değildir,eğer unutabiliyorsan öok kötü de değildir.Sevmek ve sevilmek insanın psikolojik ihtiyacının bir ifadesidir.Bir insan aşık olabilir,ama bu fazla uzun da sürmeyebilir,psikologlar bunun 6 aydan fazla sürmeyeceğini söylüyorlar,işte bu dönemden sonra bu duyduyu sevgiye dönüştürebiliyorsan dünyanın en sağlıklı insanı olmaya hak kazanabilirsin.Eğer bunu beceremiyorsan bir an önce unut çünkü untmadığın herşey sana zarar verecektir.Yeni heyecanlaridüşler,yeni kalp atışları,yeni oksijen ihtiyacı senin için şart olmuştur artık.İnsan kendinde olan özelliklere de aşık olmak zorunda değildir.Bazen tam zıt kişilikler bile kendinde bulamadığı şeyleri karşısındaki insanda bulabilir.Bu ilşkiler daha sağlıklıdır ve ilişkide dürüstlük devam ettiği sürece sevgi devam eder.İç sesini dinlediğin sürece sevmeyi ve sevilmeyi öğrenebilirsin,böylece aşkın altın kısmını yaşayabilirsin.Siz siz olun karşınızdaki insana fırsat vermeyi unutmayın belki de sizi bu dünyada düşünebilecek tek varlık o olabilir,nedersiniz.

25.11.2008

delelim şu sigara yasağını


Artık barda dışarı çıkmadan biramızı içerken nikotin ihtiyacımızı giderebileceğiz.Yakın zamanda ülkemizde de uygulamaya geçen sigara yasağını delmek artık bize de nasip olacak. Dil altı için üretilen tütün hoş kokulu ve tedbirli gözüküyor..Bizim de yakından tanıdığımız sallama çay paketlerine benzer pakette demir tabaka içinde satılıyor. ABD tütün üreticileri bu ürünün amerika pazarında hit olacağını düşünüyor.Kapalı alanda sigara yasağının çıktığından beri dışarı çıkıp sigara içmek zorunda kalan tiryakiler artık oturdukları yerden kalkmalarına gerek kalmadan tütün ihtiyacını giderebilecekler.isveçte 2004 ten beri bilinen ve kullanılan bu tütün sağlık bakanlığınca onaylanmamasına rağmen amerika bu alternatif tütünün kullanımını serbest bırakmış.Bazı bilim adamları da bu tütünün kanserojen riskinin daha az olduğunu kabul ederek kullnımına sıcak bakıyorlar.Ama bazı bilim adamları da ağız ve pankreas kanserini daha çok tetiklediğini öne sürdüler.

ABD tütün şirketleri sigara satışlarını azaltmaya çalışan yasaları delmek için çok iyi bir alternatif sunuyor. Tiryakiler de sosyal ortamlarda kabul edilebilir alternatifleri destekliyorlar.Madenlerde en ufak kıvılcım patlamaya neden olduğu için Dil altı tütün madenciler arasında da popüler olmaya başlamış.

24.11.2008

Böcek tansiyona birebir


Daha neler duyacağız dedirtecek bi haber vermek istiyorun size Belçikalı uzmanlar, yüksek tansiyon hastalarını böcek yemelerinin yararlı olacağını iddia etti.İyi güzelde bizim kültürümüde böyle birşeyin tüketilebileceğini düşünebilirmisiniz.Kebapçıya gidip bize ordan pide arası karafatma diyebilirmiyiz.Bırak kültürü midemiz kaldırmaz.Piyasa da bulunan tansiyon haplarının yan etkilerinin yerine alternatif olarak böcek tüketilmesini önerdiler
Belçika'nın Gand Üniversitesi uzmanları, yüksek tansiyon sorunu olan hastaların böcek yemelerinin yararlı olacağını, bu yönde araştırmaların derinleştirildiğini açıkladı.
Uzmanlardan Lieselot Vercruysse, araştırmalarda, böceklerdeki proteinin tansiyon istikrarında etkisini sabit gördüklerini, bu keşfin yeni araştırmalara temel oluşturduğunu kaydetti.Biz en iyisi böcekteki proteini ayırıp başka bir gıda ürününe ilavesini bekleyelim.O zaman bilmeden yiyebiliriz

16.10.2008

bağımlılığı belirleyen genler var mı?

Hep merak ederdim zaten,acaba kendi irademiz mi istiyor yoksa içimizdeki genler,dürtüler mi bizi bu yola götürüyor diye.Bu araştırmanın sonucunu merakla bekliyorum.En azından şu sigarayı bırak diyenlere ya kardeşim ben naapiyim genlerimde var diyebileceğiz.
Neden bazı insanlar yıllık uyuşturucu bağımlılığını giderebiliyor, bazıları da, uzun süren tedaviye rağmen bunu beceremiyor?
Bu sorunun cevabı, çok basit olabilir. Bazılarımız, uyuşturucu, alkol ve sigaraya karşı genetik açıdan daha “zayıf” olabilir mesela. Demek ki bu bağımlılıkların suçlusu, kuşaktan kuşağa aktarılan genler. 2 milyon dolar değerindeki proje, ABD Sağlık Enstitüsü tarafından finanse ediliyor ve 3 yıllık bir araştırma dönemi kapsamına alınıyor. Araştırmada uyuşturucu bağımlılığı mercek altına alınıyor.Çünkü uyuşturucu neden bazı insanlar yıllık uyuşturucu bağımlılığını giderebiliyor, bazıları da, uzun süren tedaviye rağmen bunu beceremiyor?. Bağımlılarının ne gibi dozlar aldığı biliniyor. Bu amaçla, 2 bin 500 uyuşturucu bağımlısı ve yeni doğan bebek incelenecek. Şimdiye kadar 900 uyuşturucu bağımlısı, sağlık durumu, yaşam biçimi ve akrabaları ile ilişkileri konusunda ayrıntılı sorgudan geçirildi. Uyuşturucu bağımlılarının DNA’sı, yeni doğan bebeklerin DNA’sı ile karşılaştırılacak ve bağımlılıkla ilişkili olduğunu kesinlikle bildiğimiz beş gende farklılıklar aranacak.

Projenin tamamlanmasına kadar 1 milyon 500’den fazla gen analizi yapılacak. Daha sonra sonuçlar, ABD’nin “Saint Louis” Üniversitesi’ne gönderilecek ve oradaki yüksek teknolojiler sayesinde bağımlılıkların, genlerle açıklanıp açıklanamadığı öğrenilecek. Böylece uyuşturucu, alkol veya sigara bağımlılığına yatkın olup olmadığımızı önceden bileceğiz. Ancak tabii ki bağımlılıklarda sadece genlerin etkisi olmuyor, yaşadığımız ortamın da oluyor. Bilimadamları, konuyla ilgili olarak şunları belirtiyor: “Genlerdeki bu değişiklikler doğrulanırsa, genetik seviyede dışarıdan etkiler yapılabilecek, yani ilaçlar uygulanabilecek. Böylece yakın gelecekte bu bağımlılıkların tedavisi için yeni ve çok güçlü ilaçların belirmesini bekleyebiliriz. Bunun yanı sıra elde edilen verilere göre uyuşturucu bağımlılığına yatkın kişiler, daha çok şeker hastalığı, kanser, depresyon ve yüksek tansyondan şikayetçi. Uyuşturucu, alkol ve sigara bağımlılğını kolaylaştıran bu genlerdeki değişikliklerin, bu sıkça rastlanan hastalıklara da yol açması mümkün.” Genetik açıdan uyuşturucu veya alkol bağımlılığına yatkın olanların dikkatli olması gerekecek. Çünkü bu “zayıflıklarla” alakası olmayan hastalıklar bizi tehdit edebiliyor.
Araştırmadan elde edilecek sonuçlar, birçok şey gösterecek. Daha çocuk yaşında genetik yapılarımız konusunda bilgi sahibi olmamızı sağlayacak testler yapılabilecek. Böylece de tahminlerde, tavsiyelerde, uyarılarda bulunabileceğiz.