
GÜN GELİR FARKINDA OLDUĞUNUZ ŞEYLERİ GÖRÜRSÜNÜZ,GÜN GELİR GÖRDÜĞÜNÜZ ŞEYLERİ FARKEDERSİNİZ
6.12.2008
sen mutlu herkes mutlu

30.11.2008
Mükemmel aşk yoktur

Mükemmel aşk diye bir şey yoktur,ama aşkın altın bölümleri vardır.Aşk hissi insan sağlığına oksijen kadar gereklidir.Ne kadar az sevgi barındırırsak içimizde ruh sağlığımız da o oranda riske girer.Bilimsel bir araştırmayla sevmeyen insanların depresyona daha eğilimli olduğu ortaya atılmış.O yüzden aşkın en iyi antidepresan olduğunu söylüyor uzmanlar ve sevmeyi beceremeyen,hep kendini düşünen bencil insanları sevilmeyen insan olarak tanımlıyor.Bu tip insanların da çekici olmak veya sevmek sevilmek gibi soyut kavramlarla ilgilenmediğini belirtiyor.Gerçekten de etrafınızdaki insanları gözden geçirdiğinizde maddiyata,somut kavramlara değer verenlerin içinde sevgi zerreciklerini barındırmadıklarını göreceksiniz.Halbuki yaşamı kolaylaştırmanın,sağlıklı düşünebilmenin,en temelinde nefes alabilmenin sevgiyle çok alakalı olduğunu bilmek ve uygulamak gerçek sevginin yok olmaya başladığı,insanların çıkarı olmadığı insanla dialoğa bile girmediği günümüzde ,bize o kadar gerekli ki.Hayatta hiçbirşey mükemmel değildir,eğer unutabiliyorsan öok kötü de değildir.Sevmek ve sevilmek insanın psikolojik ihtiyacının bir ifadesidir.Bir insan aşık olabilir,ama bu fazla uzun da sürmeyebilir,psikologlar bunun 6 aydan fazla sürmeyeceğini söylüyorlar,işte bu dönemden sonra bu duyduyu sevgiye dönüştürebiliyorsan dünyanın en sağlıklı insanı olmaya hak kazanabilirsin.Eğer bunu beceremiyorsan bir an önce unut çünkü untmadığın herşey sana zarar verecektir.Yeni heyecanlaridüşler,yeni kalp atışları,yeni oksijen ihtiyacı senin için şart olmuştur artık.İnsan kendinde olan özelliklere de aşık olmak zorunda değildir.Bazen tam zıt kişilikler bile kendinde bulamadığı şeyleri karşısındaki insanda bulabilir.Bu ilşkiler daha sağlıklıdır ve ilişkide dürüstlük devam ettiği sürece sevgi devam eder.İç sesini dinlediğin sürece sevmeyi ve sevilmeyi öğrenebilirsin,böylece aşkın altın kısmını yaşayabilirsin.Siz siz olun karşınızdaki insana fırsat vermeyi unutmayın belki de sizi bu dünyada düşünebilecek tek varlık o olabilir,nedersiniz.
25.11.2008
delelim şu sigara yasağını

24.11.2008
Böcek tansiyona birebir

Uzmanlardan Lieselot Vercruysse, araştırmalarda, böceklerdeki proteinin tansiyon istikrarında etkisini sabit gördüklerini, bu keşfin yeni araştırmalara temel oluşturduğunu kaydetti.Biz en iyisi böcekteki proteini ayırıp başka bir gıda ürününe ilavesini bekleyelim.O zaman bilmeden yiyebiliriz
16.10.2008
bağımlılığı belirleyen genler var mı?
Neden bazı insanlar yıllık uyuşturucu bağımlılığını giderebiliyor, bazıları da, uzun süren tedaviye rağmen bunu beceremiyor?
Bu sorunun cevabı, çok basit olabilir. Bazılarımız, uyuşturucu, alkol ve sigaraya karşı genetik açıdan daha “zayıf” olabilir mesela. Demek ki bu bağımlılıkların suçlusu, kuşaktan kuşağa aktarılan genler. 2 milyon dolar değerindeki proje, ABD Sağlık Enstitüsü tarafından finanse ediliyor ve 3 yıllık bir araştırma dönemi kapsamına alınıyor. Araştırmada uyuşturucu bağımlılığı mercek altına alınıyor.Çünkü uyuşturucu neden bazı insanlar yıllık uyuşturucu bağımlılığını giderebiliyor, bazıları da, uzun süren tedaviye rağmen bunu beceremiyor?. Bağımlılarının ne gibi dozlar aldığı biliniyor. Bu amaçla, 2 bin 500 uyuşturucu bağımlısı ve yeni doğan bebek incelenecek. Şimdiye kadar 900 uyuşturucu bağımlısı, sağlık durumu, yaşam biçimi ve akrabaları ile ilişkileri konusunda ayrıntılı sorgudan geçirildi. Uyuşturucu bağımlılarının DNA’sı, yeni doğan bebeklerin DNA’sı ile karşılaştırılacak ve bağımlılıkla ilişkili olduğunu kesinlikle bildiğimiz beş gende farklılıklar aranacak.
Projenin tamamlanmasına kadar 1 milyon 500’den fazla gen analizi yapılacak. Daha sonra sonuçlar, ABD’nin “Saint Louis” Üniversitesi’ne gönderilecek ve oradaki yüksek teknolojiler sayesinde bağımlılıkların, genlerle açıklanıp açıklanamadığı öğrenilecek. Böylece uyuşturucu, alkol veya sigara bağımlılığına yatkın olup olmadığımızı önceden bileceğiz. Ancak tabii ki bağımlılıklarda sadece genlerin etkisi olmuyor, yaşadığımız ortamın da oluyor. Bilimadamları, konuyla ilgili olarak şunları belirtiyor: “Genlerdeki bu değişiklikler doğrulanırsa, genetik seviyede dışarıdan etkiler yapılabilecek, yani ilaçlar uygulanabilecek. Böylece yakın gelecekte bu bağımlılıkların tedavisi için yeni ve çok güçlü ilaçların belirmesini bekleyebiliriz. Bunun yanı sıra elde edilen verilere göre uyuşturucu bağımlılığına yatkın kişiler, daha çok şeker hastalığı, kanser, depresyon ve yüksek tansyondan şikayetçi. Uyuşturucu, alkol ve sigara bağımlılğını kolaylaştıran bu genlerdeki değişikliklerin, bu sıkça rastlanan hastalıklara da yol açması mümkün.” Genetik açıdan uyuşturucu veya alkol bağımlılığına yatkın olanların dikkatli olması gerekecek. Çünkü bu “zayıflıklarla” alakası olmayan hastalıklar bizi tehdit edebiliyor.
Araştırmadan elde edilecek sonuçlar, birçok şey gösterecek. Daha çocuk yaşında genetik yapılarımız konusunda bilgi sahibi olmamızı sağlayacak testler yapılabilecek. Böylece de tahminlerde, tavsiyelerde, uyarılarda bulunabileceğiz.