iliskiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iliskiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30.11.2008

Kandiramazsin beni


Yalan ne kadar hayatımızın içinde olabilir.Ben hiç yalan söylemem diyen olabilirmi.Ya da bugüne kadar kaç kez kandırıldınız.sevgilinizin sizi aldatıp aldatmadığını,patronunuzun sizi terfi ettirmemesinin gerçek sebebini,satıcının sattığı eşya hakkında sizi kandırmadığını nerden bilebilirsiniz. Mecbur bırakılmasa kimse söylemek istemez aslında.Ama size yalan söylenirse ne olur,ya da ben yalan söyleyeni hemen anlarım diyebilirmisiniz.Eğer anlamak isterim diyenlerdenseniz Amerikalı hipnoterapist David j. lieberman ''size kimse yalan söyleyemez'adlı kitabı sizi kandırmaya çalışan kişiler için tam bir yalan makinası kıvamında.
Yalan söylerken sakın bunları yapmayın ama bunları yapanlara da sakın inanmayın diyerek bir kaç ipucu vermek istiyorum.
Yalan söyleyen kişi göz temasından kaçar,göz göze gelmemek için elinden geleni yapar.Bence insanın gözüne baka baka yalan söyleyenler de çıkabilir ama...
Karşısındaki kişi anlattığı hikayeye inanana kadar fazladan bilgi vermeye devam eder.Bende merak ederdim hep,bahanesini söyledi daha niye açıklıyor diye...
Bilinçaltından sızan gerçek duygular,düşünceler ve niyetler dil sürçmesi şeklinde ortaya çıkar.
Sorulara asla doğrudan cevap vermez,ima eder.Sorulan soruya karşı aşırı bir tepki gösterir.
Yalan söyleyen kişi bütün sorularınıza cevap verebilir ama kendisi soru soramaz.
İşaret parmağını ikna etmek istediği kişiye doğru yöneltmez.
Şaşırmış,korkmuş ya da mutluymuş rolü yapıyorsa,yüzünde beliren ifade ağız bölgesiyle sınırlı kalacaktır.
Kendisini itham eden adamdan uzaklaşmak isteğiyle muhtemelen bakışlarını kapıya doğru çevirecektir.
Yalan söyleyen kişi konu değiştirildiğinde rahatlar ve gerginliği azalır.Ooh be''konu bitti yazı da bitti benimle de ilgili birşeyler söyleyeceksin diye korkuyordum .''diyenlerinizi şimdiden farkeder gibiyim.Ama dert etmeyin hepimiz hepimizin yalan söylediğini biliyor,önemli olan o anı kurtarabilmek.Muhakkak pembe,beyaz gri,mavi.....,yalanlar söylemişsinizdir,gerek kalmasa bu yola başvururmuyduk hiç,bi hatırlayın bakalım en son yalanınızı nasıl ve neden söylediğinizi ve yukarıdakileri yapıp yapmadığınızı...

Mükemmel aşk yoktur

Mükemmel aşk diye bir şey yoktur,ama aşkın altın bölümleri vardır.Aşk hissi insan sağlığına oksijen kadar gereklidir.Ne kadar az sevgi barındırırsak içimizde ruh sağlığımız da o oranda riske girer.Bilimsel bir araştırmayla sevmeyen insanların depresyona daha eğilimli olduğu ortaya atılmış.O yüzden aşkın en iyi antidepresan olduğunu söylüyor uzmanlar ve sevmeyi beceremeyen,hep kendini düşünen bencil insanları sevilmeyen insan olarak tanımlıyor.Bu tip insanların da çekici olmak veya sevmek sevilmek gibi soyut kavramlarla ilgilenmediğini belirtiyor.Gerçekten de etrafınızdaki insanları gözden geçirdiğinizde maddiyata,somut kavramlara değer verenlerin içinde sevgi zerreciklerini barındırmadıklarını göreceksiniz.Halbuki yaşamı kolaylaştırmanın,sağlıklı düşünebilmenin,en temelinde nefes alabilmenin sevgiyle çok alakalı olduğunu bilmek ve uygulamak gerçek sevginin yok olmaya başladığı,insanların çıkarı olmadığı insanla dialoğa bile girmediği günümüzde ,bize o kadar gerekli ki.Hayatta hiçbirşey mükemmel değildir,eğer unutabiliyorsan öok kötü de değildir.Sevmek ve sevilmek insanın psikolojik ihtiyacının bir ifadesidir.Bir insan aşık olabilir,ama bu fazla uzun da sürmeyebilir,psikologlar bunun 6 aydan fazla sürmeyeceğini söylüyorlar,işte bu dönemden sonra bu duyduyu sevgiye dönüştürebiliyorsan dünyanın en sağlıklı insanı olmaya hak kazanabilirsin.Eğer bunu beceremiyorsan bir an önce unut çünkü untmadığın herşey sana zarar verecektir.Yeni heyecanlaridüşler,yeni kalp atışları,yeni oksijen ihtiyacı senin için şart olmuştur artık.İnsan kendinde olan özelliklere de aşık olmak zorunda değildir.Bazen tam zıt kişilikler bile kendinde bulamadığı şeyleri karşısındaki insanda bulabilir.Bu ilşkiler daha sağlıklıdır ve ilişkide dürüstlük devam ettiği sürece sevgi devam eder.İç sesini dinlediğin sürece sevmeyi ve sevilmeyi öğrenebilirsin,böylece aşkın altın kısmını yaşayabilirsin.Siz siz olun karşınızdaki insana fırsat vermeyi unutmayın belki de sizi bu dünyada düşünebilecek tek varlık o olabilir,nedersiniz.

28.11.2008

kim kimden farklı


Kadınların hiç bir erkek beni anlamıyor demesi gibi erkekler de bu kadınların ne yapacağı belli olmaz üslubuyla tarafların karşı cinslerine bakış açıları zaten iki cinsin ne kadar farklı olduğunu göstermeye yeter.Erkekler her zaman kadınının arkasında bir destekçi olmasını isterlerken kadınlar da erkeklerini saman altından yönetmeye çalışır.
Hacimsel olarak kadın beyni daha küçük olması ve buna zıt olarak bilgi ve kültür açısından daha donanımlı olması ilginç görünmesine rağmen doğru bir tespit bence.Belki de bu yüzden hep bu kadınlardan korkmuşumdur.Kadınlar yalan söyleyen erkekleri vücut dilinden çok rahat anlayabildikleri gibi,kendileri yalan konusunda çok başarılılarmış.Ayrıca erkek bir kadın kadar özenle seçilmiş kelimelerle konuşmayı beceremiyor. Kadınlar sesli düşünmeyi sevmesine rağmen erkek bunu içinden yaptığı zaman duygusuz,bencil mahlukat olarak görülüyor kadın ise erkek tarafından dırdır eden başbelası olarak bilinir.
İlişkisi iyi gitmeyen kadınlar işlerini aksatırken,işleri iyi gitmeyen erkek ise ilişkisini zedeliyormuş.Bu da kimin neye önem verdiğini açıkça gösteriyor.Bu arada diyaloga girdiğiniz kadın günde yirmi bin kelimeyle derdini anlatabilirken biz erkekler sadece yedibin kelime kullanabiliyoruz.Şimdi ne biçim erkeksin deyip kadınlar bu kadar övülür mü diyen çıkabilir aramızdan ama ne yapayım hangimiz hayır bunların hiçbiri doğru değil diyebiliriz ki.Ama yine de sabahtan akşama kadar dır dır eden birisi varsa yanınızda,bir an önce akşam olması için dua etmeyi unutmayın.Onlarsız hayatın anlamsız olacağını hatta hiç olmayacağını bildiğim için önce annemizi sonra tüm kadınları öpüyorum




22.11.2008

plazma karsısındaki yerini al


Her kanalda aynı konuları işleyen onlarca dizi okuldan işten gelen insanları televizyon karşısına kitliyor ve kendi hayatlarımızı rafa kaldırıp asi'nin aşkı ferhundenin entrikalarıyla ilgilenerek günlük dertlerimizden iş stresinden belki de mutsuz bir evlilikten kaçıyoruz.Uzmanlar tv seyreden insanların kısa vade de kendilerini iyi hissetmelerini sağladığını,ama uzun vade de hayattan beklentisi kalmamış insanların zamanını televizyon karşısında geçirdiğini söylüyorlar.
Maryland üniversitesinden Amerikalı sosyologlar tarafından yürütülen 30 yıl
llık çalışmanın sonuçları mutsuz insanların tv seyrettiğini sonucunu ortaya çıkarmış.
Araştırmacılardan John Robinson; televizyon beynin çok fazla sarfetmesini
gerektirmeyen kolay ve çekici oyun olduğunu, sosyal aktivite ve spor gibi diğer faaliyetler için sınırlı fırsatları olan insanlar göre ideal olduğunu söylüyor.
insanlar tv seyrederek
günlük sorunlarından kaçmaya çalışıyor.koltuk karşısında başka hayatları inceleyerek kendilerinkiyle kıyaslama yapıyorlar.mutsuz evlilik yapan çiftler de tv seyretmeyi tercih ediyorlar.Ama mutlu çiftler daha çok birbiriyle vakit geçirip kitap gazete okumayı tercih ederler.

for english
Hapless people watch more TV or read while happy to meet with friends reveal the results of over 30-year study conducted by American sociologists from the University of Maryland.The results show that people who identify themselves as "not happy" spend 30 percent more time each day to blue screen than "very happy". Satisfied with their lives watching television about 19 hours a week and the rest - more than 25.The experts viseneto the TV makes man feel good for a short time but in the long term lead to an overall feeling of depression and dissatisfaction in life.This is mild and pleasant occupation, but no lasting benefit to man and just eats time that could be devoted to other activities. They may deliver far less immediate pleasure, but far more enriching in the long term, scientists are strong."It really is short. The longer sit in front of the TV, so increasing the risk then become a frustration, seriousness and concern," explains one of the researchers, John Robinson."Television does not require too much exertion of the brain, it's easy and engaging game and is ideal for people who have problems with socialization and limited opportunities for other activities such as sports, etc."
Couples with unhappy marriages also sit more often to the blue screen.
Unlike them happy made 30 percent more sex, more often attend religious services and read newspapers."Lucky" prefer to spend their time in making love, reading books, social contacts, and to devote time to his family or to give a public benefit activities.However the researchers confirmed that watching TV is a "universal occupation, directly related to the sense of fun. Well, there's good news for television. According to a survey by the global financial crisis could lead to increased interest in them.Ultimately, this is one of the activities of the unemployed.


18.11.2008

Zeki kadınlara saygımız sonsuz

KARI & KOCA Bir çift hiç konuşmadan arabayla yolda gitmekteydi. Daha önceki bir tartışma münakaşaya dönüşmüştü ve hiçbiri teslim olmak istemiyordu. Keçi, katır ve domuzlarla dolu bir çiftliğin yanından geçerken koca, alaycı bir biçimde sorar: 'Akrabaların mı?'
Karısı 'Evet' diye cevap verir ve ekler, 'Senin taraftan akrabalarım'

KELİMELER Kocası karısına kadınların bir günde kaç kelime kullandığına dair bir makale okuyordu... 'Erkeklerin 15,000 kelimesine karşılık 30,000 kelime'
Karısı yanıtladı: 'Sebebi erkeklere her şeyi tekrar etmek zorunda olmamızdır.'
Kocası karısına döndü ve sordu: 'Efendim?'

YARADILIŞ Bir gün bir adam karısına sordu: 'Aynı zamanda nasıl hem bu kadar salak, hem de bu kadar güzel olabildiğini anlamıyorum.'
Karısı yanıtladı: 'Açıklamama izin ver. Allah beni sen çekici bul diye çok güzel yarattı; Allah beni seni çekici bulayım diye çok salak yarattı!'

KONUŞMAMA CEZASI Bir karı koca evde problemler yaşamaktaydı ve birbirlerine konuşmama cezası uygulamaktaydı. Aniden adam ertesi gün karısının kendisini sabah 5:00 da iş için bir uçuşu olduğundan uyandırması gerektiğini hatırladı. Sessizliği ilk bozan ve kaybeden kendisi olmamak için, bir kağıdın üzerine 'Lütfen beni sabah 5:00 da uyandır.' yazdı ve notu karısının bulabileceği bir yere bıraktı. Ertesi sabah, adam uyandı ancak saatin 9:00 olduğunu ve uçuşu kaçırdığını farketti. Çok kızdı, tam karısının onu neden uyandırmadığını soracakken yatağın yanında bir parça kağıt buldu. Kağıtta 'Saat 5:00 uyan' yazmaktaydı.

Erkekler bu tip yarışmalar için yeterli donanıma sahip değiller. Allah erkeği kadından önce yaratmış olabilir, ancak şaheserden önce her zaman bir kabataslak vardır.

BU GÜLMEYE İHTİYACI OLAN ZEKİ KADINLARA VE KALDIRABİLECEĞİNİ DÜŞÜNDÜĞÜNÜZ ERKEKLERE İTHAF OLUNUR.